Karaca; Gaziantep’te İş Kazaları Sistemli Biçimde Örtbas Ediliyor
Karaca; Gaziantep’te İş Kazaları Sistemli Biçimde Örtbas Ediliyor
Gaziantep'te iş kazalarının patronlar ve özel hastanelerce sistemli olarak örtbas edildiğini EMEP'li Sevda Karaca açıkladı. Kazalar
Haber Giriş Tarihi: 16.02.2026 16:10
Haber Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 16:12
Muhabir:
Haber Merkezi
Gaziantep’te İş Kazaları Sistemli Biçimde Örtbas Ediliyor:
EMEP’li Sevda Karaca Patron–Özel Hastane Hattında Kurulan Düzeni Ortaya Serdi
Ülkede en çok iş cinayeti ve iş kazası yaşanan kentlerden biri olan Gaziantep’te iş kazalarının büyük bir bölümü patronlar ve anlaşmalı özel hastaneler aracılığıyla sistemli biçimde gizleniyor. İşçiler makinelerde sakatlanırken, adli bildirim yapılmıyor; kazalar “ev kazası” gibi gösterilerek kayıt dışı bırakılıyor. Bu düzenek, işçilerin adalete erişimini engelliyor, iş cinayetlerini görünmez kılıyor.
Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Antep’te yaptığı basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Karaca’nın açıklamaları şöyle:
***
Gaziantep’te yaşanan iş kazalarında özel hastanelerle patronların örtbas düzenini teşhir ediyoruz!
Gaziantep’te yaşanan iş kazaları artık ne kader ne de münferit olay. Ayın neredeyse her haftasında bir ya da iki işçinin sömürü çarklarına parmaklarını, ellerini, kollarını kaptırdığını, uzun yıllar sürecek acılara, yokluk ve yoksulluğa, sakatlığa mahkum edildiğini öğreniyoruz. Gaziantep’te iş cinayetlerinin oranı da iş kazalarının oranı da ülke ortalamasının üstünde. Gaziantep artık bu fotoğraflarla anılıyor.
Resmi rakamlar ise gerçeğin sadece çok küçük bir kısmını gösteriyor. Özellikle de iş kazaları rakamları gerçek rakamlara asla yaklaşmıyor.
Şimdi size Gaziantep’teki sömürü tezgahında yaşanan iş kazalarının nasıl örtbas edildiğini anlatacağız.
Karşımızda, patronlarla anlaşmalı özel hastaneler arasında kurulan sistemli bir örtbas düzeneği var. Bu düzenek, kar uğruna sakat bırakılan işçiyi değil patronu korumak için gözler önünde tıkır tıkır işletiliyor, bütün Başpınar işçileri bu düzeneği biliyor.
Tüm kamuoyunun da bilmesi için gerçekleri anlatıyoruz.
Fabrikalarda aşırı sömürü, yüksek kar için, iş güvenliği işçi sağlığı önlemleri hiçe sayılarak ‘Hadi hadi düzeni’ işletiliyor… Stop düğmesi çalışmayan, aksamı eksik, işçilerin eliyle hatta tüm gövdesiyle çalışsın diye içine girdiği makineler… Uzun çalışma saatleri… Zorunlu mesailer… Ve sonucunda, patronlar için ihracat ve kar rekorları tablosu, işçiler içinse mezbaha düzeni…
Makineye ellerini kollarını kaptıran, forkliftlerden düşen, çatılardan düşen işçiler…
Kan var, kırık var, bazen kopma var. Normalde ne olması gerekir? 112 aranır, ambulans gelir, işçi en yakın hastaneye götürülür. Hastane iş kazası ve adli vaka bildirimi yapar, kolluk kazanın yaşandığı yere gider, olay yeri incelenir, hastaneden işçinin ifadesi alınır. İş kazasına neden olan koşullar belgelenir. Dava sürecinde işçilerin mağduriyeti giderilir. Olması gereken, yasada yazan, devletin takip etmesi gereken bu.
Ama Gaziantep’te çoğu zaman olan bu değil.
Çünkü örtbas düzeni devrede.
Öncelikle, iş kazalarında ambulans özellikle çağrılmıyor. İşçi fabrikanın aracıyla, yanında bir sağlık görevlisi olmadan, idari kadrodan ya da işçilerden biriyle daha önce defalarca gidilmiş olan aynı özel hastaneye götürülüyor. Patron “merak etme, orası bizim hastane” diyor.
Hastanede kayıt açılıyor. En iyi ihtimalle, dosyada bazen “iş kazası” yazıyor. İş burada duruyor.
Olması gereken ikinci adım —adli vaka bildirimi— bilinçli biçimde yapılmıyor. Oysa iş kazası, hele makine yaralanması, adli vakadır. Bildirim yapılırsa kolluk gelir, savcı haberdar olur, süreç patronun insafından çıkar. İşte bu yüzden bildirim yapmıyorlar.
Daha da vahimi var… Bu hastanelere götürülen işçilerin kayıtlarında neler var size söyleyelim. Fabrikada iş kazası geçiren işçi için ‘evde merdivenden düştü’, ‘evde cam kesiği’, ‘evde tadilat yaparken düşme’ gibi ibarelerle kayıt tutuluyor.
Böylece ne oluyor?
– Kolluğa bildirim gitmiyor.
– Olay yeri incelenmiyor.
İş kazası yaşanan yerde üretim durmuyor.
– İşçinin ifadesi alınmıyor. İşçi aksam eksikliği, stop düğmesinin olmaması, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş kazası geçirmişken, makineler değiştiriliyor, aksamları tamamlanıyor, göstermelik düzenlemelerle olay geçiştiriliyor.
Yani işçinin yaşadığı iş kazası, resmî gerçeğe hiç dönüşmüyor.
Bu noktada örtbas düzeninin diğer halkası devreye giriyor: işçinin susturulması.
İşçiye deniyor ki:
“İş kazası dersen iş uzar.”
“Devlet işin içine girerse sıkıntı olur.”
“Raporu böyle tutalım, senin iyiliğine.”
Oysa bu , işçinin geleceğini çalmaktır. Çünkü işçinin ifadesi alınmadığında, bildirim olması gerektiği gibi olmadığında, işçi patronun insafına kalıyor, dava açtığında elinde hiçbir resmî delil olmadığı için çaresizliğe mahkum ediliyor. Senelerce süren davalar, ödenmeyen üç kuruşluk tazminatlar…
Bu düzenin bir sonucu daha var.
SGK kayıtlarında ya gerçekte olandan çok çok az iş kazası var ya da yok. Ama gerçek hayatta Gaziantep, iş cinayetleriyle, uzuv kayıplarıyla, genç yaşta sakat kalan işçilerle anılıyor artık.
Son on yılda yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği bir şehirde, bu kadar az “resmî iş kazası” görünüyorsa, bu örtbas düzeni sayesinde! Bilip de susan, hatta ortak olan yetkililer sayesinde.
Özel hastaneler bu düzenin apaçık bir parçası...
İş kazası olduğunu bilip adli vaka bildirmemek, hatta iş kazası olduğunu saklamak sadece “ihmalle” açıklanamaz. Bu, suçun ortağı olmaktır.
Bugün Gaziantep’te işçiler sadece makinelerde değil, hastanelerin kayıt masalarında da yaralanıyor. İş kazaları sadece üretim bandında değil, özel hastanelerin kapalı kapıları ardında da gizleniyor.
Açık konuşalım:
Gaziantep’te iş kazalarının üstü sistemli biçimde örtülüyor. Patron–özel hastane hattında kurulan bu düzen, işçileri susturuyor.
Size en son yaşadığımız örneği anlatacağım.
6 Şubat sabahı Plato Halı’da bir iş kazası yaşandı. Bozuk makinede, aylardır defalarca kez aksamın tamir edilmesini talep etmesine rağmen öylece çalışmak zorunda bırakılan işçi kardeşimiz, makinenin soğutması çalışmaması nedeniyle eliyle makineye keçe vermek zorunda kaldığı için sol elini kaybetti. Özel Deva Hastanesine fabrikanın aracıyla, yanında forkliftçi ile getirildi. Kardeşimizi 7 Şubat akşamı ziyaret ettiğimizde hala ifadesi alınmamıştı. Hastane müdürüne bildirim yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda telaşlandılar. Yaklaşık 20 dakika sonra iş kazası bildirimi yaptıklarını söylediler. Ne büyük tesadüf ki, hemen ardından, biz işçi kardeşimizin yanındayken işyerinden yetkililer ziyarete geldi. Kendilerine kolluğa bildirimde bulunup bulunmadıklarını, olay yeri incelemesinin yapılıp yapılmadığını sorduğumda ‘Tabi ki yaptık, biz hep böyle durumlarda gerekeni yaparız, olay yeri de incelendi’ cevabını aldım. Fabrikanın bulunduğu alanda sorumlu jandarma karakolunu aradığımda kendilerine bir bildirim yapılmadığını, hastaneden de adli vaka bildirimi yapılmadığı için sisteme düşmediğini, benim aramamla olaydan haberdar olduklarını, o nedenle olay yeri incelemesi yapmadıklarını dile getirdiler. Sorularım üzerine daha önce kendilerine bu fabrikadan herhangi bir iş kazası bildirimi gelmediğini de belirttiler. Oysa fabrikadan görüştüğümüz işçiler bize son aylarda 2 iş kazası daha yaşandığını, birinin Suriyeli bir işçi kardeşimiz olduğunu belirtmişlerdi. Yaptığım resmi araştırmalara göre ‘Biz böyle durumlarda gerekeni yaparız’ denilen fabrikada daha önce yaşanan bu iş kazalarının hiçbiri bildirilmemiş durumda. Son 1 senedir ise kolluğa intikal eden, dolayısıyla ifade alınan ve savcılığa yansıyan tek bir iş kazası bildirimi yapılmamış!
Bizim devreye girmemizin ardından işçi kardeşimizin ifadesi alındı. İşçi kardeşimizin durumunun takipçisiyiz.
Özel Deva Hastanesi tek değil.
Elimizde bu düzenek yüzünden mağdur olmuş pek çok işçi kardeşimizin dava dosyası, ve henüz dava dosyasına dönüşmemiş onlarca işçi hikayesi var.
Buradan Gaziantep Organize Sanayi bölgelerinin her kavşağında devasa bilboardlarla reklam yapan tüm özel hastanelere sesleniyorum. Son 5 yılda size bu biçimde getirilen kaç işçinin bildirimini olması gerektiği gibi bildirdiniz, kaçını bildirmediniz açıklayın. Ya siz çıkıp açıklayın ya da biz bu örnekleri tek tek kamuoyuyla paylaşacağız. Çolak kalan, evine ekmek götüremeyen işçilerin ahı üstünüzde, bunun hesabını sorarız.
Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sesleniyorum. Gaziantep’te bu düzenek iş kazalarında mağduriyetleri arttırıyor. Sizin öncelikli görev ve sorumluluğunuz iş kazalarını, iş cinayetlerini önlemek. İş kazası durumlarında işçilerin geleceğini çalan bu düzeneği ortaya çıkarıp dur demek. Derhal görevinizi yapın. Göstermelik denetimler, haberli müfettişler, kâğıt üstünde kalan uyarılar, üç kuruşluk cezalar, hamasi nutuklar değil gerçek bir denetim, gerçek bir önlem istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı bir uyarımız da size. Bu apaçık bir suç. Bu suça göz yummayın. Özel hastanelerin iş kazaları bakımından derhal denetlenmesini, bu suça karışan özel hastanelerin cezalandırılmasını istiyoruz.
Bir çağrımız da hukuk adalet mücadelesi veren avukatlarımıza. Elinizde bu düzene yüzünden mağdur olmuş işçilerin tıkanan dosyaları var biliyoruz. Gerçek adalet için gelin birlikte mücadele edelim.
Sevgili işçi kardeşlerim, bildiğimiz gördüğümüz bize ulaşanların kat kat üstünde mağduriyet olduğunu biliyoruz. Bu örtbas düzeni yüzünden mağdur olan, adalete erişemeyen, aç kalan, işsiz kalan işçi kardeşlerimiz bize ulaşsın.
Bu örtbas düzeni
Siz görünür kıldıkça,
adım adım anlattıkça,
örnekleriyle ortaya serdikçe,
Birlikte dur dedikçe
çökmeye mahkûmdur.
İş kazası kader değildir.
İş kazasını gizlemek, örtbas etmek ise suçtur.
BU SUÇU ORTAYA SERMEYE DEVAM EDECEĞİZ.
***
AV. ALPDOĞAN: BU DÜZENEK YÜZÜNDEN ONLARCA DAVADA HAK GASPLARI YAŞANIYOR
Basın toplantısında konuşan Avukat Tarık Alpdoğan ise hastane bildirimlerinin yapılmaması ya da yanlış yapılması nedeniyle yaşanan hak gasplarına dikkat çekti. ‘Dosyalarımızdan birinde iş kazası motor zincirine parmağını sıkıştırdı diye geçirilmiş. İşçinin motoru bile yok. Bir başka davamız aynı nedenlerle tam 19 yıldır devam ediyor. Özel hastanelerin yarattığı bu sorunlar nedeniyle işçiler dava süreçlerinde hak gasplarına uğruyor. Böyle onlarca dava dosyamız var. Özel hastanelerin fabrikalarla yaptığı anlaşmaların sonucu hukuksuzluk olarak yansıyor. Öncelikli olarak iş kazalarının önlenmesi, yaşanan iş kazalarında işçilerin haklarını korumak için de sürecin hukuka uygun biçimde ilerletilmesi için denetimlerin yapılması gerekiyor.’ diye konuştu.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Karaca; Gaziantep’te İş Kazaları Sistemli Biçimde Örtbas Ediliyor
Gaziantep'te iş kazalarının patronlar ve özel hastanelerce sistemli olarak örtbas edildiğini EMEP'li Sevda Karaca açıkladı. Kazalar
Gaziantep’te İş Kazaları Sistemli Biçimde Örtbas Ediliyor:
EMEP’li Sevda Karaca Patron–Özel Hastane Hattında Kurulan Düzeni Ortaya Serdi
Ülkede en çok iş cinayeti ve iş kazası yaşanan kentlerden biri olan Gaziantep’te iş kazalarının büyük bir bölümü patronlar ve anlaşmalı özel hastaneler aracılığıyla sistemli biçimde gizleniyor. İşçiler makinelerde sakatlanırken, adli bildirim yapılmıyor; kazalar “ev kazası” gibi gösterilerek kayıt dışı bırakılıyor. Bu düzenek, işçilerin adalete erişimini engelliyor, iş cinayetlerini görünmez kılıyor.
Emek Partisi Gaziantep Milletvekili Sevda Karaca, Antep’te yaptığı basın toplantısında açıklamalarda bulundu.
Karaca’nın açıklamaları şöyle:
***
Gaziantep’te yaşanan iş kazalarında özel hastanelerle patronların örtbas düzenini teşhir ediyoruz!
Gaziantep’te yaşanan iş kazaları artık ne kader ne de münferit olay. Ayın neredeyse her haftasında bir ya da iki işçinin sömürü çarklarına parmaklarını, ellerini, kollarını kaptırdığını, uzun yıllar sürecek acılara, yokluk ve yoksulluğa, sakatlığa mahkum edildiğini öğreniyoruz. Gaziantep’te iş cinayetlerinin oranı da iş kazalarının oranı da ülke ortalamasının üstünde. Gaziantep artık bu fotoğraflarla anılıyor.
Resmi rakamlar ise gerçeğin sadece çok küçük bir kısmını gösteriyor. Özellikle de iş kazaları rakamları gerçek rakamlara asla yaklaşmıyor.
Şimdi size Gaziantep’teki sömürü tezgahında yaşanan iş kazalarının nasıl örtbas edildiğini anlatacağız.
Karşımızda, patronlarla anlaşmalı özel hastaneler arasında kurulan sistemli bir örtbas düzeneği var. Bu düzenek, kar uğruna sakat bırakılan işçiyi değil patronu korumak için gözler önünde tıkır tıkır işletiliyor, bütün Başpınar işçileri bu düzeneği biliyor.
Tüm kamuoyunun da bilmesi için gerçekleri anlatıyoruz.
Fabrikalarda aşırı sömürü, yüksek kar için, iş güvenliği işçi sağlığı önlemleri hiçe sayılarak ‘Hadi hadi düzeni’ işletiliyor… Stop düğmesi çalışmayan, aksamı eksik, işçilerin eliyle hatta tüm gövdesiyle çalışsın diye içine girdiği makineler… Uzun çalışma saatleri… Zorunlu mesailer… Ve sonucunda, patronlar için ihracat ve kar rekorları tablosu, işçiler içinse mezbaha düzeni…
Makineye ellerini kollarını kaptıran, forkliftlerden düşen, çatılardan düşen işçiler…
Kan var, kırık var, bazen kopma var. Normalde ne olması gerekir? 112 aranır, ambulans gelir, işçi en yakın hastaneye götürülür. Hastane iş kazası ve adli vaka bildirimi yapar, kolluk kazanın yaşandığı yere gider, olay yeri incelenir, hastaneden işçinin ifadesi alınır. İş kazasına neden olan koşullar belgelenir. Dava sürecinde işçilerin mağduriyeti giderilir. Olması gereken, yasada yazan, devletin takip etmesi gereken bu.
Ama Gaziantep’te çoğu zaman olan bu değil.
Çünkü örtbas düzeni devrede.
Öncelikle, iş kazalarında ambulans özellikle çağrılmıyor. İşçi fabrikanın aracıyla, yanında bir sağlık görevlisi olmadan, idari kadrodan ya da işçilerden biriyle daha önce defalarca gidilmiş olan aynı özel hastaneye götürülüyor. Patron “merak etme, orası bizim hastane” diyor.
Hastanede kayıt açılıyor. En iyi ihtimalle, dosyada bazen “iş kazası” yazıyor. İş burada duruyor.
Olması gereken ikinci adım —adli vaka bildirimi— bilinçli biçimde yapılmıyor. Oysa iş kazası, hele makine yaralanması, adli vakadır. Bildirim yapılırsa kolluk gelir, savcı haberdar olur, süreç patronun insafından çıkar. İşte bu yüzden bildirim yapmıyorlar.
Daha da vahimi var… Bu hastanelere götürülen işçilerin kayıtlarında neler var size söyleyelim. Fabrikada iş kazası geçiren işçi için ‘evde merdivenden düştü’, ‘evde cam kesiği’, ‘evde tadilat yaparken düşme’ gibi ibarelerle kayıt tutuluyor.
Böylece ne oluyor?
– Kolluğa bildirim gitmiyor.
– Olay yeri incelenmiyor.
İş kazası yaşanan yerde üretim durmuyor.
– İşçinin ifadesi alınmıyor. İşçi aksam eksikliği, stop düğmesinin olmaması, iş güvenliği önlemlerinin alınmaması nedeniyle iş kazası geçirmişken, makineler değiştiriliyor, aksamları tamamlanıyor, göstermelik düzenlemelerle olay geçiştiriliyor.
Yani işçinin yaşadığı iş kazası, resmî gerçeğe hiç dönüşmüyor.
Bu noktada örtbas düzeninin diğer halkası devreye giriyor: işçinin susturulması.
İşçiye deniyor ki:
“İş kazası dersen iş uzar.”
“Devlet işin içine girerse sıkıntı olur.”
“Raporu böyle tutalım, senin iyiliğine.”
Oysa bu , işçinin geleceğini çalmaktır. Çünkü işçinin ifadesi alınmadığında, bildirim olması gerektiği gibi olmadığında, işçi patronun insafına kalıyor, dava açtığında elinde hiçbir resmî delil olmadığı için çaresizliğe mahkum ediliyor. Senelerce süren davalar, ödenmeyen üç kuruşluk tazminatlar…
Bu düzenin bir sonucu daha var.
SGK kayıtlarında ya gerçekte olandan çok çok az iş kazası var ya da yok. Ama gerçek hayatta Gaziantep, iş cinayetleriyle, uzuv kayıplarıyla, genç yaşta sakat kalan işçilerle anılıyor artık.
Son on yılda yüzlerce işçinin hayatını kaybettiği bir şehirde, bu kadar az “resmî iş kazası” görünüyorsa, bu örtbas düzeni sayesinde! Bilip de susan, hatta ortak olan yetkililer sayesinde.
Özel hastaneler bu düzenin apaçık bir parçası...
İş kazası olduğunu bilip adli vaka bildirmemek, hatta iş kazası olduğunu saklamak sadece “ihmalle” açıklanamaz. Bu, suçun ortağı olmaktır.
Bugün Gaziantep’te işçiler sadece makinelerde değil, hastanelerin kayıt masalarında da yaralanıyor. İş kazaları sadece üretim bandında değil, özel hastanelerin kapalı kapıları ardında da gizleniyor.
Açık konuşalım:
Gaziantep’te iş kazalarının üstü sistemli biçimde örtülüyor. Patron–özel hastane hattında kurulan bu düzen, işçileri susturuyor.
Size en son yaşadığımız örneği anlatacağım.
6 Şubat sabahı Plato Halı’da bir iş kazası yaşandı. Bozuk makinede, aylardır defalarca kez aksamın tamir edilmesini talep etmesine rağmen öylece çalışmak zorunda bırakılan işçi kardeşimiz, makinenin soğutması çalışmaması nedeniyle eliyle makineye keçe vermek zorunda kaldığı için sol elini kaybetti. Özel Deva Hastanesine fabrikanın aracıyla, yanında forkliftçi ile getirildi. Kardeşimizi 7 Şubat akşamı ziyaret ettiğimizde hala ifadesi alınmamıştı. Hastane müdürüne bildirim yapıp yapmadıklarını sorduğumuzda telaşlandılar. Yaklaşık 20 dakika sonra iş kazası bildirimi yaptıklarını söylediler. Ne büyük tesadüf ki, hemen ardından, biz işçi kardeşimizin yanındayken işyerinden yetkililer ziyarete geldi. Kendilerine kolluğa bildirimde bulunup bulunmadıklarını, olay yeri incelemesinin yapılıp yapılmadığını sorduğumda ‘Tabi ki yaptık, biz hep böyle durumlarda gerekeni yaparız, olay yeri de incelendi’ cevabını aldım. Fabrikanın bulunduğu alanda sorumlu jandarma karakolunu aradığımda kendilerine bir bildirim yapılmadığını, hastaneden de adli vaka bildirimi yapılmadığı için sisteme düşmediğini, benim aramamla olaydan haberdar olduklarını, o nedenle olay yeri incelemesi yapmadıklarını dile getirdiler. Sorularım üzerine daha önce kendilerine bu fabrikadan herhangi bir iş kazası bildirimi gelmediğini de belirttiler. Oysa fabrikadan görüştüğümüz işçiler bize son aylarda 2 iş kazası daha yaşandığını, birinin Suriyeli bir işçi kardeşimiz olduğunu belirtmişlerdi. Yaptığım resmi araştırmalara göre ‘Biz böyle durumlarda gerekeni yaparız’ denilen fabrikada daha önce yaşanan bu iş kazalarının hiçbiri bildirilmemiş durumda. Son 1 senedir ise kolluğa intikal eden, dolayısıyla ifade alınan ve savcılığa yansıyan tek bir iş kazası bildirimi yapılmamış!
Bizim devreye girmemizin ardından işçi kardeşimizin ifadesi alındı. İşçi kardeşimizin durumunun takipçisiyiz.
Özel Deva Hastanesi tek değil.
Elimizde bu düzenek yüzünden mağdur olmuş pek çok işçi kardeşimizin dava dosyası, ve henüz dava dosyasına dönüşmemiş onlarca işçi hikayesi var.
Buradan Gaziantep Organize Sanayi bölgelerinin her kavşağında devasa bilboardlarla reklam yapan tüm özel hastanelere sesleniyorum. Son 5 yılda size bu biçimde getirilen kaç işçinin bildirimini olması gerektiği gibi bildirdiniz, kaçını bildirmediniz açıklayın. Ya siz çıkıp açıklayın ya da biz bu örnekleri tek tek kamuoyuyla paylaşacağız. Çolak kalan, evine ekmek götüremeyen işçilerin ahı üstünüzde, bunun hesabını sorarız.
Ayrıca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına sesleniyorum. Gaziantep’te bu düzenek iş kazalarında mağduriyetleri arttırıyor. Sizin öncelikli görev ve sorumluluğunuz iş kazalarını, iş cinayetlerini önlemek. İş kazası durumlarında işçilerin geleceğini çalan bu düzeneği ortaya çıkarıp dur demek. Derhal görevinizi yapın. Göstermelik denetimler, haberli müfettişler, kâğıt üstünde kalan uyarılar, üç kuruşluk cezalar, hamasi nutuklar değil gerçek bir denetim, gerçek bir önlem istiyoruz.
Sağlık Bakanlığı bir uyarımız da size. Bu apaçık bir suç. Bu suça göz yummayın. Özel hastanelerin iş kazaları bakımından derhal denetlenmesini, bu suça karışan özel hastanelerin cezalandırılmasını istiyoruz.
Bir çağrımız da hukuk adalet mücadelesi veren avukatlarımıza. Elinizde bu düzene yüzünden mağdur olmuş işçilerin tıkanan dosyaları var biliyoruz. Gerçek adalet için gelin birlikte mücadele edelim.
Sevgili işçi kardeşlerim, bildiğimiz gördüğümüz bize ulaşanların kat kat üstünde mağduriyet olduğunu biliyoruz. Bu örtbas düzeni yüzünden mağdur olan, adalete erişemeyen, aç kalan, işsiz kalan işçi kardeşlerimiz bize ulaşsın.
Bu örtbas düzeni
Siz görünür kıldıkça,
adım adım anlattıkça,
örnekleriyle ortaya serdikçe,
Birlikte dur dedikçe
çökmeye mahkûmdur.
İş kazası kader değildir.
İş kazasını gizlemek, örtbas etmek ise suçtur.
BU SUÇU ORTAYA SERMEYE DEVAM EDECEĞİZ.
***
AV. ALPDOĞAN: BU DÜZENEK YÜZÜNDEN ONLARCA DAVADA HAK GASPLARI YAŞANIYOR
Basın toplantısında konuşan Avukat Tarık Alpdoğan ise hastane bildirimlerinin yapılmaması ya da yanlış yapılması nedeniyle yaşanan hak gasplarına dikkat çekti. ‘Dosyalarımızdan birinde iş kazası motor zincirine parmağını sıkıştırdı diye geçirilmiş. İşçinin motoru bile yok. Bir başka davamız aynı nedenlerle tam 19 yıldır devam ediyor. Özel hastanelerin yarattığı bu sorunlar nedeniyle işçiler dava süreçlerinde hak gasplarına uğruyor. Böyle onlarca dava dosyamız var. Özel hastanelerin fabrikalarla yaptığı anlaşmaların sonucu hukuksuzluk olarak yansıyor. Öncelikli olarak iş kazalarının önlenmesi, yaşanan iş kazalarında işçilerin haklarını korumak için de sürecin hukuka uygun biçimde ilerletilmesi için denetimlerin yapılması gerekiyor.’ diye konuştu.
En Çok Okunan Haberler