MEHMET PAMUK'UN KALEMİNDEN, KALİTELİ İNSANIN SESSİZ DİLİ: DURUŞUN GÜR SESİ
Yazının Giriş Tarihi: 16.02.2026 12:43
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.02.2026 12:48
KALİTELİ İNSANIN SESSİZ DİLİ: DURUŞUN GÜR SESİ
Zamanın en çok gürültü ürettiği çağda, sessizlik artık bir meziyet değil, bir direniştir. Kaliteli insan bağırmaz; çünkü kendini ispat etme ihtiyacı hissetmez. Konuşmadan da anlatır; çünkü kelimelerin değil, duruşun daha güçlü olduğunun farkındadır. Bu insanlar, dikkat çekmek için değil, değer katmak için yaşarlar.
Bugün toplumun çoğu, sesini duyurmak için yarış halinde. Herkes konuşuyor ama çok azı söylüyor; herkes görünür olmak istiyor ama çok azı gerçekten anlamlı bir iz bırakıyor. Oysa kaliteli insan, az konuşur ama derin konuşur. Kendisini anlatmak yerine, yaptığıyla anlatılır. Sükûneti, eksiklikten değil, özgüvenden gelir.
Bir insanın kalitesi, sahip olduklarından değil, vazgeçebildiklerinden anlaşılır. Kaliteli insan, ölçüsüz övgülerin peşinde değildir; çünkü kendini dış onayla değil, iç huzurla değerlendirir. Bu insanlar bilir ki, insanın değeri sesinde değil, sessizliğinde gizlidir.
Sessizlik, bazen en güçlü cevaptır. Kaliteli insan, haksızlıkla karşılaştığında bile seviyesini düşürmez; çünkü onun için değer, sesini yükseltmekte değil, kendini kaybetmemekte saklıdır.
OLUMLU YANLAR
Sessiz insanın duruşu, çevresinde huzur ve güven ortamı oluşturur.
Gereksiz rekabetten uzak durmak, insana hem ruhsal denge hem de karakter sağlamlığı kazandırır.
Kendiyle barışık birey, dış onaydan bağımsız yaşar; bu da kişisel özgürlüğün temelidir.
Kaliteli insanın alçakgönüllülüğü, etrafına örnek olur; çevresindeki insanlar da bu dengeye yönelir.
Duruşla konuşmak, sözcüklerden daha kalıcı bir etki bırakır. Gerçek liderlik de buradan doğar.
OLUMSUZ YANLAR
Sessizliğin bazen yanlış anlaşılması mümkündür; bazı insanlar bunu zayıflık ya da ilgisizlik olarak yorumlayabilir.
Kaliteli insan çoğu zaman “soğuk” veya “uzak” görünür; oysa bu sadece kendini koruma biçimidir.
Gürültülü toplumda sessiz kalmak, görünmezlik riskini taşır. Duruşun değeri çoğu zaman ancak yıllar sonra fark edilir.
İçinde fırtınalar kopsa da sessizliğini bozmamak, duygusal yorgunluğu artırabilir.
Kaliteli insanlar, değeri bilinmeyen ortamlarda kendilerini geri çekerek, bazen toplumsal dönüşüme katkı fırsatını kaçırabilirler.
SONUÇ
Kaliteli insanın sessizliği, bir eksiklik değil; bir seçkinliktir. Çünkü onlar bilir: gürültü, derinliği bastırır.
Kendine hâkim olan, diline de hâkim olur. Gürültü çağında sessiz kalmak, aslında bir bilgelik manifestosudur.
Gerçek olgunluk, haklı olduğunda bile bağırmamaktır. Çünkü bağırmak çoğu zaman egonun, sessizlik ise aklın sesidir.
Kaliteli insan, kimseyi ezmeden yükselir; kimseyi küçümsemeden büyür. Onlar için hayat, yarış değil yolculuktur.
Ve her yolculuğun sonunda, konuşmadan anlatabilenlerin sesi kalır.
OKUYUCUYA SORULAR
Sizce sessizlik bir güç müdür, yoksa bir savunma mekanizması mı? Ne kadar sıklıkla kendinizi “anlatmak zorunda” hissediyorsunuz? Son zamanlarda bir tartışmada sessiz kalmayı
seçtiniz mi? Ne hissettiniz? Duruşla konuşmayı mı, sözle savunmayı mı tercih ediyorsunuz? Kaliteli insanın en belirgin özelliği sizce nedir: bilgi mi, sabır mı, yoksa tevazu mu?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
MEHMET PAMUK
MEHMET PAMUK'UN KALEMİNDEN, KALİTELİ İNSANIN SESSİZ DİLİ: DURUŞUN GÜR SESİ
KALİTELİ İNSANIN SESSİZ DİLİ: DURUŞUN GÜR SESİ
Zamanın en çok gürültü ürettiği çağda, sessizlik artık bir meziyet değil, bir direniştir. Kaliteli insan bağırmaz; çünkü kendini ispat etme ihtiyacı hissetmez. Konuşmadan da anlatır; çünkü kelimelerin değil, duruşun daha güçlü olduğunun farkındadır. Bu insanlar, dikkat çekmek için değil, değer katmak için yaşarlar.
Bugün toplumun çoğu, sesini duyurmak için yarış halinde. Herkes konuşuyor ama çok azı söylüyor; herkes görünür olmak istiyor ama çok azı gerçekten anlamlı bir iz bırakıyor. Oysa kaliteli insan, az konuşur ama derin konuşur. Kendisini anlatmak yerine, yaptığıyla anlatılır. Sükûneti, eksiklikten değil, özgüvenden gelir.
Bir insanın kalitesi, sahip olduklarından değil, vazgeçebildiklerinden anlaşılır. Kaliteli insan, ölçüsüz övgülerin peşinde değildir; çünkü kendini dış onayla değil, iç huzurla değerlendirir. Bu insanlar bilir ki, insanın değeri sesinde değil, sessizliğinde gizlidir.
Sessizlik, bazen en güçlü cevaptır. Kaliteli insan, haksızlıkla karşılaştığında bile seviyesini düşürmez; çünkü onun için değer, sesini yükseltmekte değil, kendini kaybetmemekte saklıdır.
OLUMLU YANLAR
Sessiz insanın duruşu, çevresinde huzur ve güven ortamı oluşturur.
Gereksiz rekabetten uzak durmak, insana hem ruhsal denge hem de karakter sağlamlığı kazandırır.
Kendiyle barışık birey, dış onaydan bağımsız yaşar; bu da kişisel özgürlüğün temelidir.
Kaliteli insanın alçakgönüllülüğü, etrafına örnek olur; çevresindeki insanlar da bu dengeye yönelir.
Duruşla konuşmak, sözcüklerden daha kalıcı bir etki bırakır. Gerçek liderlik de buradan doğar.
OLUMSUZ YANLAR
Sessizliğin bazen yanlış anlaşılması mümkündür; bazı insanlar bunu zayıflık ya da ilgisizlik olarak yorumlayabilir.
Kaliteli insan çoğu zaman “soğuk” veya “uzak” görünür; oysa bu sadece kendini koruma biçimidir.
Gürültülü toplumda sessiz kalmak, görünmezlik riskini taşır. Duruşun değeri çoğu zaman ancak yıllar sonra fark edilir.
İçinde fırtınalar kopsa da sessizliğini bozmamak, duygusal yorgunluğu artırabilir.
Kaliteli insanlar, değeri bilinmeyen ortamlarda kendilerini geri çekerek, bazen toplumsal dönüşüme katkı fırsatını kaçırabilirler.
SONUÇ
Kaliteli insanın sessizliği, bir eksiklik değil; bir seçkinliktir. Çünkü onlar bilir: gürültü, derinliği bastırır.
Kendine hâkim olan, diline de hâkim olur. Gürültü çağında sessiz kalmak, aslında bir bilgelik manifestosudur.
Gerçek olgunluk, haklı olduğunda bile bağırmamaktır. Çünkü bağırmak çoğu zaman egonun, sessizlik ise aklın sesidir.
Kaliteli insan, kimseyi ezmeden yükselir; kimseyi küçümsemeden büyür. Onlar için hayat, yarış değil yolculuktur.
Ve her yolculuğun sonunda, konuşmadan anlatabilenlerin sesi kalır.
OKUYUCUYA SORULAR
Sizce sessizlik bir güç müdür, yoksa bir savunma mekanizması mı? Ne kadar sıklıkla kendinizi “anlatmak zorunda” hissediyorsunuz? Son zamanlarda bir tartışmada sessiz kalmayı
seçtiniz mi? Ne hissettiniz? Duruşla konuşmayı mı, sözle savunmayı mı tercih ediyorsunuz? Kaliteli insanın en belirgin özelliği sizce nedir: bilgi mi, sabır mı, yoksa tevazu mu?