Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

SERDAR ŞİMŞEK'İN KALEMİNDEN TRAFİK CEZALARI CAYDIRICI DEĞİL, BEZDİRİCİ OLURSA

Yazının Giriş Tarihi: 07.03.2026 10:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 07.03.2026 10:46

En sonda söyleyeceğimi en baştan söyleyeyim. Teşbihte hata olmaz. Hepimizin burnuna kötü kokular gelmiyor mu?
Son günlerde basında ve sosyal medyada en çok karşımıza çıkan konulardan biri, korkunç derecede artan trafik cezalarının toplumsal yansımalarıdır. Elbette alkollü araç kullanımı doğru bir tutum değildir. Ya da ters yönde araç kullanmak, kırmızı ışıkta geçmek ve buna benzer pek çok ihlal de kabul edilebilir davranışlar değildir.
Bu konuda toplum ikiye ayrılıyor. Bir kısım bu cezaları doğru bulurken, ehliyetine iki yıl el konulan ve ekmeğini direksiyon başında kazanan insanların bu süre zarfında ne yapacağı konusu ciddi bir sorun teşkil ediyor. Çünkü devlet mekanizması bir insana maddi ceza kesebilir; ancak maddi ve manevi olarak onu yaşamdan yoksun bırakma hakkına sahip olabilmesi için kişinin başkasının canına alenen kastetmiş olması gerekir. Yani bir şeyi düşünmek ile fiilen eyleme geçirmek ya da buna teşebbüs etmek, hukukta aynı cezalarla karşılaşacağı anlamına gelmez.
Sevgili okur, şimdi bu satırları okurken “Peki, bir çözüm yolu var mı?” diye soruyor olabilirsiniz. Evet, var. Birincisi ve en önemlisi eğitim sistemiyle mümkündür; fakat o tren bir hayli zaman önce kaçtı. Benim tavsiye niteliğindeki görüşüm şudur: Diyelim ki bir kişi kırmızı ışıkta geçti. Öncelikle 5 gün trafikten men edilir ve 5 gün kadar ehliyetine el konulur. Para cezası ise sonraki kademelerde uygulanır. Kişi önce sağlık taramasından geçer, ardından göz doktoruna muayene olur ve sonrasında psikiyatri raporu alır. Bir de özel bir ehliyet sınavına tabi tutulursa tadından yenmez. Bakın o zaman kırmızı ışığı görünce mi duruyor, yoksa sarı ışığı görünce mi “eyvah” diyor.
Yüksek miktarlarda para cezası ile bu sorunu çözemezsiniz. Örneğin kırmızı ışıkta motosikletle geçen bir asgari ücretli ile 20–30 milyonluk aracıyla geçen bir iş insanının aynı cezayı ödemesinin hiçbir caydırıcılığı yoktur. Trafikte statü farkı yaratmak eşitlik ve adalet ilkesine de aykırıdır. Bu durum hiç de demokratik bir ceza yöntemi değildir.
Peki, 2025 yılında toplam kesilen trafik cezası hedefinin 348 milyar TL olduğu iddia edilirken, 2026 yılının Ocak ayında kesilen trafik cezasının 802 milyarı aştığı söyleniyor. Bu iddialar anlaşılır gibi değildir.
Uzun yıllardır siyasetin içinde yer alan bir okur yazar olarak, bu cezaların bu kadar artmasının caydırıcılıktan çok farklı bir amaca hizmet ettiği kanaatindeyim. Bu bir kulis bilgisi değildir; ancak siyasi okuryazarlık deneyimine dayanan bir değerlendirmedir. Hükümetin bu denli kaynak arayışının temel sebebi bir erken seçim hazırlığı olabilir. Kesin bir yargı ile konuşmuyorum; fakat bunun başka bir izahı da görünmemektedir. Yirmi beş yılı aşkın iktidar döneminde halktan alınan vergiler açısından en kolay tahsil edilen kalemlerden biri trafik cezalarıdır. Bu kadar büyük bir kaynak oluşmasının iki temel sebebi olabilir diye düşünüyorum. Birinci tespitim erken seçim ihtimali, ikinci düşüncem ise çevre ülkelerde meydana gelen soğuk savaş ortamıdır. Umarım bunun bir parçası olmayız.
Savaş ekonomisinin ülkemize neleri kaybettirdiğinin acı tecrübelerini uzun yıllar yaşamış bir millet olarak, bize ait olmayan bir savaşın tarafı olmamamız dileğiyle zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.