Türkiye, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında dikkatli olmalı. Bölgesel bir çatışmaya çekilme girişimlerine karşı Anayasa ve Montrö'ye aykırı adımlar atılmamalı. Türkiye'nin İran ile dostluk ve iş birliği temelinde ilişkilerini sürdürmesi gerektiği vurgulandı.
Haber Giriş Tarihi: 30.03.2026 14:34
Haber Güncellenme Tarihi: 30.03.2026 14:35
Muhabir:
Haber Merkezi
İRAN DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR, TUZAKLARA DİKKAT!
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, uluslararası hukuku ihlal etmekte ve Ortadoğu’yu tehlikeli bir kaosa sürüklemektedir.
Türkiye, bölgesel bir çatışmanın parçası hâline getirilmek istenmektedir. NATO yapılanmaları üzerinden yürütülen bu süreç hem Anayasa’ya hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı girişimler barındırmaktadır.
ABD’nin kara savaşına gireceği yönündeki açıklamalar ve bu aşamada Trump’ın Erdoğan’a yönelik “güzellemeleri”, Türkiye’yi İran’a saldırının aparatı hâline getirme arzusunu açıkça göstermektedir. Donald Trump’ın Recep Tayyip Erdoğan hakkında yaptığı övgüler (!), stratejik bir hamle olarak okunmalıdır. Uluslararası siyasette sözler çoğu zaman niyet değil, hesap taşır. Türkiye, duygusal yönlendirmelerden uzak; bağımsız ve millî çıkarlarını gözeten bir yol izlemelidir.
Türkiye asla İran’a yönelik kara harekâtı tuzağına düşmemeli; ateşe odun taşıyan değil, yangını söndüren bir güç olmalıdır. Kudurgan güçlerin yanında yer almak, tabii ki Türkiye’ye yakışmaz!
“Ortadoğu Ortadoğulularındır!”
Türkiye ile İran arasında asırları aşan bir komşuluk hukuku, tarihsel denge ve kültürel bağlar bulunmaktadır. Bu iki kadim ülke, farklı saflarda yer alsalar da hiçbir zaman birbirini yok sayan bir düşmanlık inşa etmemiştir. Türkiye’nin İran ile ilişkilerini düşmanlık değil; dostluk, saygı ve iş birliği temelinde yürütmesi hem stratejik bir tercih hem de tarihsel bir sorumluluktur. Bilge Lider Aykut Edibali’nin “Ortadoğu Ortadoğulularındır” ifadesi, bölge halklarının kaderini dış müdahalelere teslim etmeme iradesinin günümüzde de geçerli bir manifestosudur.
Sonuç olarak; Türkiye, bu kritik dönemde aklın, sağduyunun ve barışın sesi olmalıdır. Savaşa katılmadan, ancak haksızlığa sessiz kalmadan dengeli bir duruş sergilemeli; adaletin ve komşuluk hukukunun yanında olarak hem kendi güvenliğini hem de Ortadoğu’nun geleceğini korumalıdır.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
iRAN DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR, TUZAKLARA DİKKAT!
Türkiye, ABD ve İsrail'in İran'a yönelik saldırılarında dikkatli olmalı. Bölgesel bir çatışmaya çekilme girişimlerine karşı Anayasa ve Montrö'ye aykırı adımlar atılmamalı. Türkiye'nin İran ile dostluk ve iş birliği temelinde ilişkilerini sürdürmesi gerektiği vurgulandı.
İRAN DÜŞMANIMIZ DEĞİLDİR, TUZAKLARA DİKKAT!
ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları, uluslararası hukuku ihlal etmekte ve Ortadoğu’yu tehlikeli bir kaosa sürüklemektedir.
Türkiye, bölgesel bir çatışmanın parçası hâline getirilmek istenmektedir. NATO yapılanmaları üzerinden yürütülen bu süreç hem Anayasa’ya hem de Montrö Boğazlar Sözleşmesi’ne aykırı girişimler barındırmaktadır.
ABD’nin kara savaşına gireceği yönündeki açıklamalar ve bu aşamada Trump’ın Erdoğan’a yönelik “güzellemeleri”, Türkiye’yi İran’a saldırının aparatı hâline getirme arzusunu açıkça göstermektedir. Donald Trump’ın Recep Tayyip Erdoğan hakkında yaptığı övgüler (!), stratejik bir hamle olarak okunmalıdır. Uluslararası siyasette sözler çoğu zaman niyet değil, hesap taşır. Türkiye, duygusal yönlendirmelerden uzak; bağımsız ve millî çıkarlarını gözeten bir yol izlemelidir.
Türkiye asla İran’a yönelik kara harekâtı tuzağına düşmemeli; ateşe odun taşıyan değil, yangını söndüren bir güç olmalıdır. Kudurgan güçlerin yanında yer almak, tabii ki Türkiye’ye yakışmaz!
“Ortadoğu Ortadoğulularındır!”
Türkiye ile İran arasında asırları aşan bir komşuluk hukuku, tarihsel denge ve kültürel bağlar bulunmaktadır. Bu iki kadim ülke, farklı saflarda yer alsalar da hiçbir zaman birbirini yok sayan bir düşmanlık inşa etmemiştir. Türkiye’nin İran ile ilişkilerini düşmanlık değil; dostluk, saygı ve iş birliği temelinde yürütmesi hem stratejik bir tercih hem de tarihsel bir sorumluluktur. Bilge Lider Aykut Edibali’nin “Ortadoğu Ortadoğulularındır” ifadesi, bölge halklarının kaderini dış müdahalelere teslim etmeme iradesinin günümüzde de geçerli bir manifestosudur.
Sonuç olarak; Türkiye, bu kritik dönemde aklın, sağduyunun ve barışın sesi olmalıdır. Savaşa katılmadan, ancak haksızlığa sessiz kalmadan dengeli bir duruş sergilemeli; adaletin ve komşuluk hukukunun yanında olarak hem kendi güvenliğini hem de Ortadoğu’nun geleceğini korumalıdır.
En Çok Okunan Haberler