Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Serdar Şimşek; Fatma Nur Çelik Öğretmen Neden Öldü

Fatma Nur Çelik öğretmen vefat etti. Yazar, toplumun öğretmenlere bakış açısının üzücü olduğunu belirtiyor. Eğitimde ailelerin rolüne dikkat çekiliyor, toplumsal tepki ve çözüm önerileri vurgulanıyor.

Haber Giriş Tarihi: 04.03.2026 09:16
Haber Güncellenme Tarihi: 04.03.2026 09:17
Muhabir: Haber Merkezi
Serdar Şimşek; Fatma Nur Çelik Öğretmen Neden Öldü

Fatma Nur Çelik Öğretmen Neden Öldü

Bu yazıma nereden başlayacağımı gerçekten bilemiyorum.
Son yazmış olduğum romanda öğretmenlik mesleğini bir pasajda şu şekilde anlatmaya çalışmıştım:
“Bu hayatta herkes işe giderken öğretmen okula gider. Herkesin işinde çalışma arkadaşları, amirleri ya da müşterileri varken; öğretmenin okulda çocuklarıyla güzel bir gün geçirmek kadar anlamlı başka bir zaman dilimi yoktur. Bir güreş hocasının cebinde, rakibini tuş edecek on farklı oyun varken, öğrencisine bunun en fazla dokuzunu öğretip birini olası bir rekabet için sakladığı söylenir. Oysa öğretmenlik, heybesinde ne varsa öğrencisine sunan kişinin mesleğidir. Bu nedenle öğretmenlik, gönül vermiş hiçbir bireyin yan gelip yatacağı bir meslek değildir. Öğretmenlerin aslında öğrencileri değil, çocukları vardır; birlikte büyüdüğü, öğrettiği ve aynı zamanda öğrendiği çocukları… Hastalandığında aynı hastalığı defalarca yaşadığı; yıllar sonra bir makamda karşılaştığında gözleri dolup boğazı düğümlendiği çocukları… Bu şiarla yaşayan öğretmenler, asla unutulmayacaklarını iyi bilirler.”
(Bedenini Arayan Ruh Azad romanından)
Toplumun öğretmenlerimize bakış açısı gerçekten çok üzücü. Sorsanız istisnasız herkes, bu mübarek ayda “Elhamdülillah Müslümanım.” der. Ancak “Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum.” diyen Hz. Ali’nin sözünü hiç mi hatırlamaz?
Bu sözü hatırlayıp öğretmenlerine değer veren insanlara selam olsun.
Kıymetli okurlarım, gerçekten şapkamızı önümüze koyup hem bireysel hem de toplumsal yapımızı gözden geçirmemiz gerekiyor. Biz ne zaman bu hâle geldik? Bize ne oldu? Yaşanan birçok kötülüğü neden normalleştirdik? Bunun bize bir faydası var mı? “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın.” diyerek nereye kadar sürdürülebilir bir hayat sürebiliriz? Diyelim ki yılan dokunmadı; bu, akrebin sokmayacağı anlamına mı gelir?
Eğitim ve öğretimde veli profillerine bakıyorum, araştırıyorum ve bir eğitim fakültesi mezunu olarak değerlendiriyorum: Tablo korkunç. Herkesin dilinde öğretmenlere karşı bir eleştiri; ancak kendi çocuğu için büyük bir ayrıcalık beklentisi var. “Ağaç yaşken eğilir.” deniyor ama kaç kişi çocuğuna öğretmenine saygılı olmayı gerçekten öğretiyor? Bu durumu çocuklarımıza ne kadar samimiyetle aktarabiliyoruz?
Sadece Öğretmenler Günü’nde çiçek almak ya da pahalı hediyeler vermekle mi öğretmenlerimize değer verdiğimizi düşünüyoruz? Yoksa çocuğumuz için ayrıcalık beklentisiyle mi hareket ediyoruz? Bu soruları yalnızca sizlere değil, kendime de soruyorum.
Fatma Nur Çelik öğretmenimiz çok üzücü bir şekilde hayatını kaybetti. Ailesine, sevenlerine ve bu kutsal mesleği icra eden tüm eğitimcilere başsağlığı diliyorum. Asıl kaygım, bu tür olayların domino etkisi oluşturarak başka zihinleri cesaretlendirmesidir. Bu nedenle güçlü bir toplumsal tepki verilmeli ve ciddi çözüm yolları geliştirilmelidir.
Unutmayalım ki eğitim evde başlar. Okullarımızda, özellikle ortaokul ve liselerde, rehberlik servisleri ile okul aile birliklerinin daha kapsamlı çalışmalar yapması; aile içi şiddet ve çocukların maruz kaldığı psikolojik sorunların yakından takip edilmesi büyük önem taşımaktadır. Benzer acıların tekrar yaşanmaması için ancak sistemli ve kararlı adımlar atılarak olumlu sonuç alınabilir.

Unutmayalım. Ağacı yaşken öğretmen eğer fakat ne ekerse onu biçen de velinin ta kendisidir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.